8 Aralık 2008

Sadece birkaç foto...

Rüzgar ve Barka.
Deli gibi anlaştılar ilk defa birbirlerini görmelerine rağmen.Niye çünkü ikisi de sıcak ( haşlak ) kanlı :))))
Cuma sabahı Şebnem ve Kerem bizdeydi.Biraz geç geldikleri için Rüzgar huysuz ve hırçındı çünkü uykusu gelmişti.Bu yüzden çok verimli bir oyun grubu olmadı.

Ama öğle uykusundan sonra Sinem'lere gittik.Elif ve Naz'da ordaydı.Asıl oyun grubu buydu bence :)) Gerçi Mert biraz anneci takıldı ama bir süre sonra kendine geldi.

Sinem'in yaptığı browni'den koca bir dilim ve taze sıkılmış portakal suyunu hüpleten rüzgar karnı tok bir şekilde mutlu mesut mikrofon ağzında şarkılar söyledi.Özgür kız Naz kafasına göre takıldı.Çok tatlılardı çokkk...

En kısa zamanda görüşmek üzere...
Aslında genelde tersi olur.Burda roller değişmiş.Ayşe ağladıkça Rüzgar çığlık attı.Hiç ağlak bir çocuk olmadığı için biri ağlayınca sinirlendi galiba :))

23 Kasım 2008

Kıpırcan


Rüzgar artık iyice kıpırcanlığın hakkını vermeye başladı.Saniye yerinde durmuyor.Eskiden ben nerdeysem o bölgenin 2 metre uzağına gitmezdi.Şimdi ben nerdeysem o başka bir yerde.

Sürekli yüksek yerlere çıkma isteği olduğundan gözümün önünden ayırmamaya çalışıyorum.

Geçenlerde ben mutfakta yemek yapmaya çalışırken :)) baby tv'den bir ses geldi ve koşa koşa salona gitti.Komik bir görüntü ile karşılaşacağımı zannettim çünkü genelde müzik çalınca döne döne oynuyor.Ama yogican yukardaki pozda,beni bile fark etmeden pür dikkat baby tv izliyordu.

11 Kasım 2008

İlk Kaza


Korkunç birşeydi...

Oyun grubuyla İkea'ya gitmiştik.Alışverişten sonra biraz da çocukları gezdirelim dedik.Meydan'da midilliler var,bizimki atlara bayılır.Hemen arabasından inmek istedi.Kenardaki tahtalara tutunup atlara bakıyordu bende suluğunu almak için arabasının arkasına geçtim.Düşünün yani o arabanın önünde ben arkasında o kadar yakınımda yani.
Bana doğru hamle yapmak isterken ayağı takıldı ve ikizlerin arabasının teker kısmına alnını çarptı.Anında kaldırdım gözümün önünde alnı açıldı,etin altındaki beyaz tabakayı gördüm.Artık adı herneyse oranın.Allahtan fazla kan akmadı.Tabi ben çığlık çığlığa hemen güvenlik geldi.Revire koştuk.Bir elimle alnını daha fazla açılmasın diye tutuyorum diğer elimle Rüzgar'ı tutmaya çalışıyorum,bir yandan da soğuk kanlı olmaya...bir anne o durumda ne kadar olabilirse....
Revirde görevli yok.Güvenlikçiler pansuman yaptı bant yapıştırdı.Hemen hastaneye gittim tabi.Dikişlik birşey yok dediler sadece biraz derin bir yarık olmuş.
Rüzgar ağlarken ,canının acıdığını düşündüğüm andaki hislerim aklıma geldi de, minicik bedenlere işkence yapan anne-babaların içlerinde bir kalp olmadığını anladım.
Allah tüm çocukları korusun....

6 Kasım 2008

Rüzgar'ın Ayşe'si


Yine bugünlerde hiçbir şeye yetişemiyorum.Günleri 28 saat yapsalar ne güzel olur:))

Şu yazıyı yazdığım saate bakar mısınız.Rüzgar az sonra uyanacak ve '' anne memeeee'' diye çığlık atacak.Duyan da çocuğu aç yatırmışlar zanneder.

Bir an evvel uyumam lazım.Sabah yine erkenden yollara dökülücez.Oyun grubumuzla İkea'ya gidiyoruz.Ordan anneanneye ordan halaya ordan gece yarısı köprü trafiğiyle beraber eve...
Bu arada unutuyordum bu fotodaki çıtır Rüzgar'ın tarafımdan ilk sevgilisi ilan edildi.Bu güzelliği kimseye vermem valla.
Ayşe U.K.deki kuzenim Doğan'ın kızı.
Yolunuz açık olsun kuzen.

28 Ekim 2008

Blog Kapatma

Yahu herkes bloglar kapatıldı diyor.Arkadaşlarım benim blogumu girdiğinde ''mahkeme kararı ile kapatılmıştır'' diyor ama ben bloguma girebiliyor ve de yazı yazabiliyorum.Hem de kunnetel (ne ise artık) kullanmadan.
Nedir bu işin sırrı valla anlamadım?????

26 Ekim 2008

Blog Kapatılma Olayı

Yahu biri bana allah aşkına anlatsın.Herkes bloglar kapatıldı diyor ama ben hem kendi bloguma girebiliyorum hem de diğerlerine.Neler oluyor anlamadım ben bir kabusun içinde miyim yoksa:))
Acaba blogları kapatırken beni unuttular mı :))
Anlatın lütfen....

25 Ekim 2008

Ceavahir Eğlence Merkezi




Şimdiye kadar sadece alışveriş için gittiğim cevahir'deki eğlence merkezini yeni keşfettim.Artık buna algıda seçiçilik mi dersiniz bilmem ama bütün alışveriş merkezlerini çocuk mağazalarından ibaret sanmak,100 tane kadının arasından sadece hamileleri ve yanında çocuk olan kadınları görmek normal birşey değil herhalde.Galiba bu da anneliğin getirisi.
Oyun grubundan Hale ve oğlu Ulaş ile birlikteydik.Resimlerde görüldüğü gibi çok eğlendiler.
En kısa zamanda tekrar gitmek üzere ayrıldık eğlence diyarından.

23 Ekim 2008

CORIOCA KALEMLER


Artık Rüzgar'ın ilgi alanlarına kalemler ve kitaplar girdi.Çok şükür :)) Bende kısa bir araştırma ile bu kalemlerin indirimde olduğunu gördüm ve hemen birkaç tane satın aldım.Tavsiye ederim üstelik yıkanabilir olanlar süper.35 ytl'den 17.45 ytl'ye inmiş.

22 Ekim 2008

Balık Çorbası


Rüzgar'ın en sevdiği yemeklerden biridir kendisi.Paylaşmak istedim.
Balık fileto (ben genelde somon kullanıyorum)
1 patates
1 havuç
1 soğan
1 kereviz sapı
1 küçük kereviz
1 limon suyu
Maydanoz veya dereotu
Kara lahana(birkaç yaprak)
1 kahve fincaı pirinç
Tuz
5-6 bardak su
Rendelenmiş soğanı,balık,küçük doğranmış havuç ve suyu tencereye koy.5 dk.sonra bütün sebzeleri küçük küçük doğrayıp diğer malzemelerle birlikte balığın yanına yolla :))Kaynadıktan sonra yıkadığımız pirinci de tencereye atıverdikten sonra ağzını kapatıp pişmesini bekliyoruz. Bazen 5-6 bardaktan fazla suya ihtiyaç olabiliyor bu gibi durumlarda kafanıza göre suyunu eklersiniz.
Afiyet olsun...
(ben çorbayı tabağa koyduktan sonra çatalla eziyorum kıpırcan rahat yesin diye)


Blog Dostluğu




Bu kareyi koymazsam olmazdı.Hatırladıkça hala gülüyorum.

Dante getirdiği bisküvileri Rüzgar'a ikram ediyor.Çok tatlı yaaa...



Hava çok güzel,yapraklar sarı ve nerdeyse hepsi yerlerde,içimde müthiş bir heyecan dile kolay km.'lerce uzaklarda yaşayan blog arkadaşımla tanışacak,Cool Dante'yi yakından görüp, öpüp koklama şansım olacaktı.Ayça'yı aylar sonra görecektim.
Blogunu okuyamadığım halde adını bildiğim Pınar'la tanışacaktım.Ve bu kadar zayıf olmasını kıskanacaktım :)) Umarım tekrar görüşme şansımız olur.
Açalya o kadar samimi ve içten biri ki uzaklarda yaşıyor olmasına çok üzüldüm.Allahtan teknoloji çağındayız da sürekli haberleşebiliriz.
Kırmızı top için Açalya'ya tekrar teşekkürler.O kadar uzaklardan eli boş gelmediği için.Ve bu kadar yakınlardan elim boş gittiğim için özür :((
Bir daha ki 6 haftalık tatilde görüşmek üzere.Yolunuz açık olsun...

9 Ekim 2008

ALO

Posted by Picasa
Kıpırcan ilk defa kablolu telefon gördüğü için elinden düşürmedi.Odalar arası anneanne-teyze ile konuştu durdu.

Tatil bitti işler beni bekler.Ben İstanbul'a gidiyorum.


Şeker tadında bir tatildi valla.Gerçi tatil üyelerinden -ben hariç- herkes hasta oldu ama yine de bomba gibi bir tatildi.Ne kavurucu sıcak vardı ne donduran soğuk.İlk defa gittiğim Cunda'ya aşık olarak döndüm.Ve her sene gidilmesi gereken yerler listesine aldım.Gerçi liste oldukça kalabalık :))

İstanbul-Ayvalık arası 7-8 saatmiş ama benim keşifçi kocam sayesinde her gördüğümüz kahverengi tabelaya sapmadan edemedik.Ve 13 saat gezi(yolculuk diyemiycem buna) sonrası sarımsaklı'ya vardık.Midilli'nin tam karşısındaki odamıza bavulları bıraktığımız gibi 15 dk. uzaklıktaki Cunda'ya gittik.İlk gece sokaklar boştu sanki bize aitmiş gibiydi ada.Balıkçıda bir tek biz vardık.Taş kahvede 3 masaydık.Harikaydı yani.Ama ertesi gün biraz kalabalıklaştı,bayramın birinci günüyse nerdeyse tüm İstanbul gelmiş gibiydi :((

Nerdeyse tüm sokaklarını gezdik Cunda'nın,evlere hayran hayran bakarak.Tarihi pek bir yeri yok aslında sadece yapılar taştan olduğu için ilgi çekici.Ama yine de görülmesi gereken bir yer.
Dönüşümüz Assos üzerinden oldu yani yine uzuuun saatler sonra evimize gelebildik.

27 Eylül 2008

Yaşasın tatilllll.....

Biz Rüzgar'la ilk uzun yolculuğumuzu yapmak üzere yola çıkıyoruz.Şimdiden kara kara düşünüyorum o kadar saat arabada duracak mı diye.Bavulunu hazırlamak kabus gibi oldu.Üşür mü terler mi diye diye nerdeyse tüm gardrobu aldım yanıma.Bizim bavul onunkinin yanında yavru gibi kaldı.
Ayvalık,Cunda,Yeşilyurt,Altınoluk,Dikili,(belki)Alaçatı kısaca Kaz dağları biz geliyoruz bol bol oksijen almaya.
Tatil dönüşü görüşmek üzere...

Oyun Grubu


Bu hafta ev sahibimiz Hale ve Ulaş'dı.Dışarda adam uçuran fırtına olduğu için önce gitmemeyi düşündüm ama fırtına yerini rüzgar'a :)) bırakınca bizim evdeki Rüzgar da fena halde sıkılınca arkadaşlarıyla buluşturmanın zamanı gelmiştir dedim.

Zaman geçtikçe birbirleriyle daha çok paylaşımda bulunuyorlar.Sevgi gösterilerinde bulunuyorlar(her ne kadar biraz haşin olsa da).Geçen sefer olduğu gibi birkaç şarkı söyledik miniklerin alkışları eşliğinde.

Maya bize çok az katılabildi,ilk başta birşeyi yoktu ama bir süre sonra annesinin kucağından hiç inmek istemedi biraz da ateşi çıktı.Tuğba ne yazıkki apartopar gitmek zorunda kaldı.Umarım Maya iyidir Tuğba'cım,beni haberdar et merak ediyorum.

Evdeki kedi kimsenin pek ilgisini çekmedi halbuki Rüzgar evcil bir hayvana ilk defa bu kadar yakın oldu.

Kek bizim grubun vazgeçilmezi oldu:)) Esra gibi Hale de kek yapmıştı.Her zamanki gibi önce kıpırcanlar yedi sonra anneler.Keki sevmeyen çocuk yoktur herhalde.Gerçi bizim Rüzgar'ın sevmediği birşey yok :))
Arkadaşlarımızdan yüzümüzde kocaman bir tebessümle ayrıldık.
Not:Geçen haftaki Esra'lardaki buluşmanın fotolarını zamansızlıktan koyamamıştım şimdi yükleyebiliyorum ancak.

25 Eylül 2008

Ateş Ölçer

Malum kış geliyor hastalıklar başlıyor.Tedbirimizi almalıyız.Şimdiye kadar koltuk altı ateş ölçeri vardı rüzgar'ın ama artık kendisi pek bir kıpırcan olduğu için koltuk altından ölçmek imkanız.
Uzunca bir piyasa araştırmasından sonra bu ürünü almaya karar verdim.
3 çeşidi var.Aralarında kalite farkı yok sadece birinde son hafıza 8 diğer ikisinde 1,yine birinde koruyucu kılıf var diğer ikisinde kapak var.Yani hikaye :)) Ben IRT 4020 modelini aldım.Eski ateş ölçeri 10 ytl'ye almıştım bu 8 katı filan ama 2 saniye gibi kısa bir sürede yavrunun ateşini ölçebileceğimi düşününce değer diyorum.Tabi umarım fazla kullanmak zorunda kalmam:))
Ufak bir bilgi:Kulak zarı,beynin vücut ısısını kontrol eden bölümü ile aynı damardan beslenir.Bu sepeble ısı değişiklikleri vücudun diğer bölümlerinden yapılan ölçümlere göre daha çabuk yansır.


14 Eylül 2008

Kandilli





Yazın son günlerini yaşarken evde oturmamayı amaç edindik.Maşallah her akşam dışardayız.Yine bu boğaz gezilerimizden birinde Rüzgar kendine bir abi buldu.Aslında abi ve abla topluluğu desem daha doğru olur.Ama kıpırcan sadece Erkan abisi ile ilgilendi.Fıstık gibi kızlardan bir tanesinin bile kucağına gitmedi.Şimdi yüz vermiyor kızlara, halbuki büyüyünce çıtırların peşinden koşacak haberi yok :))

9 Eylül 2008

ALTINCI HASTALIK

Sonunda bizde geçirdik bu rakamsal hastalığı.Aslında çok uzun (1 haftadan fazla) zaman önceydi ama ancak vakit bulabildim yazmaya hem de keloğlan fotosunu koymayı daha eğlenceli buldum.Sıkıcı olanı sona sakladım yani.

Bir akşam rüzgar ateşlendi(bu ateş de hep akşamları geliyor) çok değildi 38.3 filan en fazla.Hiçbir şey vermedim ama sabaha kadar 20 dakikada bir ateşini ölçtüm.Yani uyku o gece bana uğramadı.Önce diş zannettim ama sabah 9-10 civarı hala devam edince calpol verdim.Doktorumuzu aramayı düşünmedim çünkü rüzgar'ın keyfi yerindeydi yemeğini sorunsuz yedi,uykusunu uyudu.Yani doktorluk bir durum yok diye düşündüm.O gün 4 saatte bir calpol verdim.Ertesi gün ishal olunca enfeksiyon olduğunu anladım.O gün lapa yedirdim, bol bol da anne sütü verdim.Hala keyfi yerinde olduğu için yine doktoru aramadım.3.gün 8 kere yeşil renkte sıvı kaka yapınca artık zamanı gelmiştir dedim doktoru aramanın.Gülsemin hanım izinli olduğu için burda değilmiş.Reflor saşe almamızı söyledi sabah-akşam yarım ölçek yemeğine kattım.Yemek olarak sadece lapa veya patetes haşlama yedirdim.O gün her kaka yapışında yıkadığım için pek ateşi olmadı :)) ama ben yine de calpol verdim.Gülsemin hn. şurubu kesmemizi ateşi çıkarsa hastaneye götürmemizi söyledi.Ateşi çıkmadı yani galiba 3.gün biraz boş yere vermişim şurubunu.Ama ishal tam 6 gün devam etti.Hergün biraz daha azaldı miktarı.Yani bir gün 8,sonraki gün 7,sonraki gün 5 gibi...

4.gün vücudunda kırmızı lekeler dikkatimi çekti.Herhalde sık yıkanmaktan diye düşündüm.Birkaç saat sonra kollarına ve ayaklarına yayılınca çaktım!!!! Bu, şu rakamsal hastalıktan dedim.Nasıl daha önce anlamadığıma şaşırdım.Çünkü hastalık hakkında oldukça bilgim vardı.

Kırmızı lekeler ertesi sabah kalmamıştı yani sadece 1 gün durdular yavrumun narin vücudunda :))

Ama ishalimiz bizi bırakmamıştı henüz.
Önceleri oldukça güzel kokulu yeşil renkteki kaka, sonra az kokulu sarı renge dönüştü.Ve sonunda normal kıvama geldi.

O kadar ishalde keloğlan'ı pişik etmediğim için kendimi ayrıca tebrik etmek istiyorum.Hiç krem kullanmadım sadece her kakadan sonra belden aşağısını yıkadım.
İlk iki gün kabus gibiydi.Banyodan çıkamıyorduk.Yıkıyorum, odasına geçiyoruz altını bağlıyorum 10 dk.sonra buram buram koku geliyor.Haydaaa sil baştan....

Kısaca tam 6 gün ishal,1 gün döküntü,2 gün ateş ile 6.hastalığı biz atlattık.Darısı kimselerin başına...

8 Eylül 2008

KELOĞLAN KELLOŞ OĞLAN,ÖPÜŞÜ BELEŞ OĞLAN...


Bir varmış bir yokmuş,1 yaşına yeni basmış bir velet varmış.

Bu veledin kafasındaki saçlar yamuk yumuk uzamaya başlamış.Annesi traş ettirmek istiyormuş ama oğlu korkar,ağlar diye hep erteliyormuş.Birgün ana-oğul evde otururken gaza gelmiş,tutmuş berberin yolunu.Berber amca veledin tüylerinin:)) saça dönüşmesi için sıfıra vurulması gerektiğini söylemiş.Anne bir an bile düşünmemiş sonuçta baba,amca,dayı yarı keloğlan durumunda.Oğlunun akibetinin onlara benzememesi için ,vurun gitsin,demiş yarı korkak.Çünkü babadan izin alınmamış, konusu bile geçmemiş saç kestirmenin ama babasıda oğlunun ilerde kendisi gibi yarı kelloş gezmesini istemezdi herhalde diye düşünmüş anne.

Kısacası anne oğlunun genç yaşta kel kalmaması için,saçları gür çıksın diye sıfıra vurdurur daha 1 yaşındayken.Rivayet bu,küçükken sıfıra kestirilen saç gür çıkarmış.Anne buna yürekten inanmış ve beklemiş oğlunun saçlarının gür çıkmasını.Masalın devamı birkaç yıl sonra :))


Masalın sonunda Rüzgar son bir haftadır patates kafa,kabak kafa,keloğlan,çim kafa,kelloş oğlan,kel osman (yeni isimlere açığız)şeklinde dolaşmakta.