27 Şubat 2009

Sütlaç


İlk defa yaptım.Annemin tarifi..bu kadar mı lezzetli olur yahu :) kendim yaptım diye değil inanın o kadar kolay ki...Her gün versem her gün yiyecek yogican.Şekerini az koyarsanız çocuklar için süper bir tatlı.
Tarif
1 litre süt
1 kahve fincanı prinç
İstediğiniz kadar şeker ( ben döktükten sonra tadına baktığım için ölçüsünü bilmiyorum)
Prinçleri sıcak suda 1 saat beklet ( aceleniz varsa daha kısa da olabilir).
Priçleri üstünü çok az geçecek suda haşla.Suyu azalınca sütü dök ve sürekli karıştırarak kaynat.Kaynadıktan sonra altını biraz kısarak şekeri ekle.Prinçler sütün üstüne çıkınca pişmiş demektir.
Ilındıktan sonra kaselere döküp üstünde azcık tarçın serpiştirin ve afiyetle kilolarınıza kilo katın :)

16 Şubat 2009

LİLLİPUT...







Her zamanki gibi geç yazıyorum.Olay geçen hafta gerçekleşmişti ama ancak bloga gelebildi.
Çok güzel bir haftasonu aktivitesiydi :)) anneler ve bebiler olarak çok eğlendik.Evde olunca genelde bebiler eğlenirken annelerin haşatı çıkıyor.Ama burda, biz kahvaltı yaparken eğitmen ablaları ile onların haşatı çıktı.

Ben bu Lilliput' u çok tuttum bırakmaya da niyetim yok :)

13 Şubat 2009

Anne-Bebek Fuarı



Baba Yadigarları...


Bu çocuk niye sert bakıyor yaa...Bu aralar ne zaman fotoğraf çeksem dövecekmiş gibi bakıyor yavut.

Yunuslar ve 750 kiloluk Sara

Çarşamba günü oyun grubundan bazı anneler ile İstanbul Dolphinarium ' daki yunus gösterisine gittik.Rüzgar'ın sıkılacağını düşündüm ama yine beni şaşırttı.İzleyiciler alkış yapdıkça bizimki gaza gelip yunusları alkışlayacağına etrafına dönüp milletin gözünün içine baka baka alkış yaptı.Sanatçı ruhu var yavutta :)

Not: Merkez Eyüp' te. 3 yaşından büyük çocuklara para alınıyor.20 TL. Otopark ücretsiz.



9 Şubat 2009

1.5 Yaşa yaklaşırken...






Ben yetişemiyorum arkadaşlar.Yetişenlere de gıpta ediyorum.Ve işin sırrını öğrenmek istiyorum.Hem çocuk hem iş hem ev hem koca hem arkadaşlar hem blog yazmak....nasıl ya...bende mi bir arıza var acaba.Üstelik ben çalışmayan grubundayım :) neyse...
Yazmadığım zamanlarda orta kulak iltihabı geçirdik,hastalık biter bitmez bol bol gezdik,My Gym,Mert'in doğum günü,tiyatro,oyun grupları,allah ne verdiyse artık..

Hastalık döneminde kekler,kurabiyeler,özel çorbalar yaptık.Ama Rüzgar'ın iştahı olmadığı için hepsi tarafımdan yok edildi ve diyet-miyet yalan oldu.

Annem'den ve halam'dan bol bol laf işittik-bu kadar gezersen çocuğu hasta edersin,nitekimde ettim galiba :))-am çok şükür iyi şimdi.


Daha yazacaklarım var, mamaların fotolarını koyucam ama uykum geldi.Yarın babaanne bekliyor bizi.

8 Aralık 2008

Sadece birkaç foto...

Rüzgar ve Barka.
Deli gibi anlaştılar ilk defa birbirlerini görmelerine rağmen.Niye çünkü ikisi de sıcak ( haşlak ) kanlı :))))
Cuma sabahı Şebnem ve Kerem bizdeydi.Biraz geç geldikleri için Rüzgar huysuz ve hırçındı çünkü uykusu gelmişti.Bu yüzden çok verimli bir oyun grubu olmadı.

Ama öğle uykusundan sonra Sinem'lere gittik.Elif ve Naz'da ordaydı.Asıl oyun grubu buydu bence :)) Gerçi Mert biraz anneci takıldı ama bir süre sonra kendine geldi.

Sinem'in yaptığı browni'den koca bir dilim ve taze sıkılmış portakal suyunu hüpleten rüzgar karnı tok bir şekilde mutlu mesut mikrofon ağzında şarkılar söyledi.Özgür kız Naz kafasına göre takıldı.Çok tatlılardı çokkk...

En kısa zamanda görüşmek üzere...
Aslında genelde tersi olur.Burda roller değişmiş.Ayşe ağladıkça Rüzgar çığlık attı.Hiç ağlak bir çocuk olmadığı için biri ağlayınca sinirlendi galiba :))

23 Kasım 2008

Kıpırcan


Rüzgar artık iyice kıpırcanlığın hakkını vermeye başladı.Saniye yerinde durmuyor.Eskiden ben nerdeysem o bölgenin 2 metre uzağına gitmezdi.Şimdi ben nerdeysem o başka bir yerde.

Sürekli yüksek yerlere çıkma isteği olduğundan gözümün önünden ayırmamaya çalışıyorum.

Geçenlerde ben mutfakta yemek yapmaya çalışırken :)) baby tv'den bir ses geldi ve koşa koşa salona gitti.Komik bir görüntü ile karşılaşacağımı zannettim çünkü genelde müzik çalınca döne döne oynuyor.Ama yogican yukardaki pozda,beni bile fark etmeden pür dikkat baby tv izliyordu.

11 Kasım 2008

İlk Kaza


Korkunç birşeydi...

Oyun grubuyla İkea'ya gitmiştik.Alışverişten sonra biraz da çocukları gezdirelim dedik.Meydan'da midilliler var,bizimki atlara bayılır.Hemen arabasından inmek istedi.Kenardaki tahtalara tutunup atlara bakıyordu bende suluğunu almak için arabasının arkasına geçtim.Düşünün yani o arabanın önünde ben arkasında o kadar yakınımda yani.
Bana doğru hamle yapmak isterken ayağı takıldı ve ikizlerin arabasının teker kısmına alnını çarptı.Anında kaldırdım gözümün önünde alnı açıldı,etin altındaki beyaz tabakayı gördüm.Artık adı herneyse oranın.Allahtan fazla kan akmadı.Tabi ben çığlık çığlığa hemen güvenlik geldi.Revire koştuk.Bir elimle alnını daha fazla açılmasın diye tutuyorum diğer elimle Rüzgar'ı tutmaya çalışıyorum,bir yandan da soğuk kanlı olmaya...bir anne o durumda ne kadar olabilirse....
Revirde görevli yok.Güvenlikçiler pansuman yaptı bant yapıştırdı.Hemen hastaneye gittim tabi.Dikişlik birşey yok dediler sadece biraz derin bir yarık olmuş.
Rüzgar ağlarken ,canının acıdığını düşündüğüm andaki hislerim aklıma geldi de, minicik bedenlere işkence yapan anne-babaların içlerinde bir kalp olmadığını anladım.
Allah tüm çocukları korusun....

6 Kasım 2008

Rüzgar'ın Ayşe'si


Yine bugünlerde hiçbir şeye yetişemiyorum.Günleri 28 saat yapsalar ne güzel olur:))

Şu yazıyı yazdığım saate bakar mısınız.Rüzgar az sonra uyanacak ve '' anne memeeee'' diye çığlık atacak.Duyan da çocuğu aç yatırmışlar zanneder.

Bir an evvel uyumam lazım.Sabah yine erkenden yollara dökülücez.Oyun grubumuzla İkea'ya gidiyoruz.Ordan anneanneye ordan halaya ordan gece yarısı köprü trafiğiyle beraber eve...
Bu arada unutuyordum bu fotodaki çıtır Rüzgar'ın tarafımdan ilk sevgilisi ilan edildi.Bu güzelliği kimseye vermem valla.
Ayşe U.K.deki kuzenim Doğan'ın kızı.
Yolunuz açık olsun kuzen.

28 Ekim 2008

Blog Kapatma

Yahu herkes bloglar kapatıldı diyor.Arkadaşlarım benim blogumu girdiğinde ''mahkeme kararı ile kapatılmıştır'' diyor ama ben bloguma girebiliyor ve de yazı yazabiliyorum.Hem de kunnetel (ne ise artık) kullanmadan.
Nedir bu işin sırrı valla anlamadım?????

26 Ekim 2008

Blog Kapatılma Olayı

Yahu biri bana allah aşkına anlatsın.Herkes bloglar kapatıldı diyor ama ben hem kendi bloguma girebiliyorum hem de diğerlerine.Neler oluyor anlamadım ben bir kabusun içinde miyim yoksa:))
Acaba blogları kapatırken beni unuttular mı :))
Anlatın lütfen....

25 Ekim 2008

Ceavahir Eğlence Merkezi




Şimdiye kadar sadece alışveriş için gittiğim cevahir'deki eğlence merkezini yeni keşfettim.Artık buna algıda seçiçilik mi dersiniz bilmem ama bütün alışveriş merkezlerini çocuk mağazalarından ibaret sanmak,100 tane kadının arasından sadece hamileleri ve yanında çocuk olan kadınları görmek normal birşey değil herhalde.Galiba bu da anneliğin getirisi.
Oyun grubundan Hale ve oğlu Ulaş ile birlikteydik.Resimlerde görüldüğü gibi çok eğlendiler.
En kısa zamanda tekrar gitmek üzere ayrıldık eğlence diyarından.

23 Ekim 2008

CORIOCA KALEMLER


Artık Rüzgar'ın ilgi alanlarına kalemler ve kitaplar girdi.Çok şükür :)) Bende kısa bir araştırma ile bu kalemlerin indirimde olduğunu gördüm ve hemen birkaç tane satın aldım.Tavsiye ederim üstelik yıkanabilir olanlar süper.35 ytl'den 17.45 ytl'ye inmiş.

22 Ekim 2008

Balık Çorbası


Rüzgar'ın en sevdiği yemeklerden biridir kendisi.Paylaşmak istedim.
Balık fileto (ben genelde somon kullanıyorum)
1 patates
1 havuç
1 soğan
1 kereviz sapı
1 küçük kereviz
1 limon suyu
Maydanoz veya dereotu
Kara lahana(birkaç yaprak)
1 kahve fincaı pirinç
Tuz
5-6 bardak su
Rendelenmiş soğanı,balık,küçük doğranmış havuç ve suyu tencereye koy.5 dk.sonra bütün sebzeleri küçük küçük doğrayıp diğer malzemelerle birlikte balığın yanına yolla :))Kaynadıktan sonra yıkadığımız pirinci de tencereye atıverdikten sonra ağzını kapatıp pişmesini bekliyoruz. Bazen 5-6 bardaktan fazla suya ihtiyaç olabiliyor bu gibi durumlarda kafanıza göre suyunu eklersiniz.
Afiyet olsun...
(ben çorbayı tabağa koyduktan sonra çatalla eziyorum kıpırcan rahat yesin diye)


Blog Dostluğu




Bu kareyi koymazsam olmazdı.Hatırladıkça hala gülüyorum.

Dante getirdiği bisküvileri Rüzgar'a ikram ediyor.Çok tatlı yaaa...



Hava çok güzel,yapraklar sarı ve nerdeyse hepsi yerlerde,içimde müthiş bir heyecan dile kolay km.'lerce uzaklarda yaşayan blog arkadaşımla tanışacak,Cool Dante'yi yakından görüp, öpüp koklama şansım olacaktı.Ayça'yı aylar sonra görecektim.
Blogunu okuyamadığım halde adını bildiğim Pınar'la tanışacaktım.Ve bu kadar zayıf olmasını kıskanacaktım :)) Umarım tekrar görüşme şansımız olur.
Açalya o kadar samimi ve içten biri ki uzaklarda yaşıyor olmasına çok üzüldüm.Allahtan teknoloji çağındayız da sürekli haberleşebiliriz.
Kırmızı top için Açalya'ya tekrar teşekkürler.O kadar uzaklardan eli boş gelmediği için.Ve bu kadar yakınlardan elim boş gittiğim için özür :((
Bir daha ki 6 haftalık tatilde görüşmek üzere.Yolunuz açık olsun...

9 Ekim 2008

ALO

Posted by Picasa
Kıpırcan ilk defa kablolu telefon gördüğü için elinden düşürmedi.Odalar arası anneanne-teyze ile konuştu durdu.